قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى: إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا أُولَٰئِكَ لَا خَلَاقَ لَهُمْ فِي الْآخِرَةِ ۖ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللَّهُ وَلَا يَنْظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ ۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Allâhü Teâlâ buyurdu -meâlen-: “Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paha karşılığında satanlar yok mu; onların âhirette hiçbir nasibi yoktur. Allah, kıyâmet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır.” (Âl-i İmrân Sûresi, Âyet 77)
Bu sarsıcı ayet-i kerime, Allah adına verilen sözlerin ve edilen yeminlerin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğunu hatırlatır. “Az bir paha”, elde edilecek dünyalık menfaat ne kadar büyük olursa olsun, ahirette kaybedileceklerin yanında değersiz kalacağı anlamına gelir.
Bir mümin için en büyük ceza, Rabbini görememek ve O’nun hitabına mazhar olamamaktır. Ayet, dünyevi çıkar için yeminini bozan veya yalan yere yemin edenlerin, kıyamet günü Allah’ın rahmet nazarlarından mahrum kalacakları tehdidinde bulunmaktadır. Bu, azabın en büyüğüdür.
