MÜMİNLER İÇİN BİR İBRET DERSİ
Hicr Sûresi’nin 51 ilâ 56. âyet-i celîleleri, Hz. İbrahim (a.s.) ile kendisine müjde getiren melekler arasında cereyan etmiş olan konuşmayı bildiriyor. Şöyle tefsir edilmiştir:
Ey Seyyidü’l-Mürselîn! O benim kullarıma, Hazret-i İbrahim’in müsafirlerinden de haber ver… (Metnin tamamı buraya)…
Hazret-i İbrahim (a.s.), siz, bana bir oğlum olacağını müjdeliyorsunuz, lâkin ben ihtiyar bir kimseyim. Böyle ihtiyarlık hâlinde bulunan bir kimsenin evlâdının olması pek vâki değildir. Bu müjde nasıl olacak?
Melekler de cevaben dediler ki: “Ey Halîlullah! Seni, İlâhî takdir ile müjdeledik… Artık sen ümitsizliğe düşme, sakın yeise kapılma…”
Aslında İbrahim (a.s.) da bunu biliyor ve inanıyordu. Onun o suâli, İlâhî kudretin tecellisini ilandan ibaret bulunmuştu. Nitekim hakikatin böyle olduğunu ifade için meleklere hitâben dedi ki: “Dalâlete düşenlerden, doğru bir itikad yolunu kaybetmiş bulunanlardan başka kim Rabb’inin rahmetinden ümidini keser…”
Bugünkü Ayet-i Kerime (Şûrâ 28), Allah’ın rahmetinden ümit kesmemeyi öğütlemişti. Bu kıssa, o ayetin canlı bir tefsiri gibidir. Hz. İbrahim (a.s.), ileri yaşına rağmen Allah’ın kudretinden ve rahmetinden asla ümit kesmemiştir. O’nun ‘Dalalete düşenlerden başka kim Rabb’inin rahmetinden ümidini keser’ sözü, biz müminler için her türlü zorlukta ve imtihanda bir umut ve tevekkül dersidir.
