Ebû Hüreyre radıyallâhü anh’ten rivâyet olundu, buyurdu ki: “Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’den daha güzel bir kimse görmedim. Yüzü, öyle nurlu idi ki güneşin ışıkları, mübarek yüzünden saçılıyor zannederdik.”
Ebû Hüreyre Hazretlerinin, Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem’in mübarek yüzlerini zikretmekten muradı, hakikat güneşinin Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in kalb-i şerîflerinden doğup ziyâsı, mübarek yüzlerinde zâhir olduğunu ifade içindir.
İbn-i Abbâs radıyallâhü anhümâ buyurdu ki:
“Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in gölgesi yoktu. Huzûr-ı saadetlerinde kandil olsa veya ay veyahut güneş doğsa mübarek yüzlerinin nuru bunların nuruna galip olurdu.”
Yine Ebû Hüreyre (r.a.) Hazretleri buyurdular ki:
“Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’den daha seri yürüyen birisini görmedim. Yürürken sanki zemin, mübarek ayakları altında dürülürdü. Biz, ona yetişmek için olanca gücümüzü sarf ederdik. Hâlbuki Peygamber Efendimiz (s.a.v.), süratli olmak için çaba sarf etmezdi (vakar ve teennî üzere yürürlerdi).”
Seri yürümelerinin sebebi, zemin, ayakları altında dürüldüğü içindir. Yoksa Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, acele yürüdükleri için değildir. Bu husûsiyet, Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in mucizelerindendir.
Sevgili Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in mübarek bedenlerinde, güzellikten başka bir şey zâhir olmadığından elbiselerinde ve sarıklarında aslâ kir olmazdı. Vücûd-ı şerîflerinde, pire vesâir haşerât bulunmaz, üzerlerine sinek konmaz ve vücûd-ı şerîflerini sinek ısırmaz idi.
