DİLİNE HÂKİM OLMAK
İnsan, lisanına hâkim olmalı, önce düşünmeli, ona göre söylemelidir. Sonra duyulan pişmanlık fayda vermez. İyi bilinmelidir ki dilin tehlikesi çok büyüktür. Lüzumsuz sözler, insanın kıymetini düşürür, kendisini çok kere günaha sokar, mesul bir hâlde bırakır. Bu sebeple dinimiz, sükût etmeyi ve az konuşmayı methetmiştir. Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz şu tavsiye ve teşviklerde bulunmuşlardır:
“Dilini (boş ve faydasız şeylerden) tutan kimse kurtuluşa ermiştir.”
“Sükût etmek (susmak) hikmettir, fakat onu yapan azdır.”
“Kalbi dürüst olmadan (kalbinde, ibadetlere sarılıp günahlardan sakınma azim ve gayreti olmadan) hiçbir kulun imanı (ve ameli) kâmil olmaz. Dili dürüst olmadan da kalbi dürüst olmaz. Komşusu, kötülüğünden emin olmayan hiç kimse Cennet’e giremez.”
“(Dünya ve âhirette) selâmette olmak isteyen kimse, faydasız sözler konuşmasın.”
Abdullah bin Süfyân (r.a.), babasından şöyle rivâyet etti: “Yâ Resûlallah! Bana İslâm hakkında öyle bir şey öğretiniz ki başka kimseye bir şey sormayayım.” dedim. “Allâhü Teâlâ’ya iman ettim, diye söyle ve sonra dosdoğru ol.” buyurdular. “Benim en çok sakınacağım şey nedir?” diye suâl ettim. Mübarek elleriyle, dillerini işaret buyurdular.
Ukbe bin Âmir (r.a.) şöyle anlattı: “Yâ Resûlallah! Kurtuluş çaresi nedir?” diye suâl ettim. “Dilini, aleyhine olacak sözlerden koru, (şerli meclislerden uzak durup) evinde oturmaya devam et, günahların için de gözyaşı dök.” buyurdular.
Muâz bin Cebel (r.a.) şöyle anlattı: “Yâ Resûlallah! Konuştuklarımız sebebiyle de hesaba çekilecek miyiz?” diye suâl ettim. “Allah iyiliğini versin ey Muâz! İnsanları yüzüstü Cehennem’e sürükleyen şey ancak dilleriyle ektikleri/söyledikleridir.” buyurdular.
Muâz bin Cebel (r.a.), “Yâ Resûlallâh! Bana nasihatte bulunsanız.” deyince Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Allâhü Teâlâ’yı görüyormuşsun gibi ona ibadet et ve kendini ölülerden say. Dilersen sana, bunların hepsini içine alan bir şey bildireyim.” buyurdular ve mübarek elleriyle, dilini işaret ettiler.
‘Bizim hakkımızda Allâhü Teâlâ’dan kork. Şâyet sen doğru olursan biz de doğru oluruz; sen bozuk olursan biz de bozuk oluruz.”
Hz. Ömer (r.a.), bir gün Halife Hz. Ebûbekir’in (r.a.) dilini tutup çektiğini görünce, “Ey Resûlullâh’ın halifesi! Böyle ne yapıyorsun?” diye sordu. Hz. Ebûbekir (r.a.), “Beni tehlikeye düşüren işte budur. Ben, Resûlullah Efendimizin şöyle buyurduklarını işittim: “Vücutta hiçbir uzuv yoktur ki Allâhü Teâlâ’ya, lisanın kötülüğünden şikâyette bulunmasın.”
İbn-i Mes’ûd (r.a.), “Ey lisan! Hayırlı şeyler söyleyip sevap elde et; pişmanlık yaşamadan önce şerli şeyleri konuşmaktan da sakın, selâmet bul.” buyurdu. Oradakiler, “Bu, senin kendi söylediğin bir şey mi yoksa Resûlullah’tan işittiğin bir şey mi?” deyince, “Ben, Resûlullah (s.a.v.)Efendimizden işittim, şöyle buyurmuşlardı: İnsanoğlunun hata ve günahlarının çoğu dilindendir.” cevabını verdi.
“Allâhü Teâlâ, diline sahip olan kimsenin ayıplarını örter; öfkesine mâni olana azâp etmez; kendisine özrünü arz edenin (tevbe edenin) özrünü kabul eder.”
DİLİNE HÂKİM OLMAK
Ağustos 17, 2025
