Amr bin Dînâr rahimehullah’tan şöyle rivâyet olundu:
Bir adamın, bir kız kardeşi vardı. Bu kızcağız bir gün hastalandı ve bir müddet sonra bu hastalığı sebebiyle vefat etti. Cenaze işleri görüldü, kabre defnedildi.
Definden sonra abisi, evine döndüğü zaman, para kesesini, kız kardeşinin kabrine düşürdüğünü fark etti. Arkadaşlarından birisi ile mezarlığa geri döndü. Kabri kazdı ve para kesesini buldu. Arkadaşına, “Sen biraz ötede bekle, kardeşimin ne hâlde olduğuna bakacağım.” dedi. Lahdin bir kısmını açıp baktı ve kardeşinin lahdinin ateşle dolu olduğunu gördü. Hemen kabri kapattı ve annesinin yanına gitti. Vaziyeti anlattı ve “Kardeşim, kabrinde bu hâle düşecek ne amel işledi?” diye sordu.
Annesi, “Kardeşin, namazını (vaktinde kılmayıp) geciktirirdi, abdestine ihtimam göstermezdi ve akşam olup da herkes yataklarına çekildiği zaman komşularımızın kapılarını dinlerdi. Sabah olduğunda da işittiklerini insanlara anlatırdı. Yani nemîme (koğuculuk) yapardı. Yaptığım ikazlara da hiç kulak asmazdı. Kabir azâbı çekmesinin sebebi işte budur.” dedi.
Her kim kabir azâbından kurtulmayı ve kabirde Münker ve Nekir’in suâllerine kolayca cevap verebilmeyi isterse bütün günahlardan ve bilhâssa nemîmeden uzak dursun.
