قَالَ النَّبِىُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ لِلْكَعْبَةِ لِسَانًا وَشَفَتَيْنِ وَلَقَدِ اشْتَكَتْ إِلَى اللهِ فَقَالَتْ: يَا رَبِّ قَلَّ عُوَّادِي وَقَلَّ زُوَّارِي فَأَوْحَى اللهُ عَزَّ وَجَلَّ إِلَيْهَا إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا خُشَّعًا سُجَّدًا يَحِنُّونَ إِلَيْكِ كَمَا تَحِنُّ الْحَمَامَةُ إِلَى بَيْضَتِهَا. (طس)
Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdular: “Muhakkak Kâbe’nin bir dili iki dudağı vardır. Cenâb-ı Hakk’a şikâyette bulundu ve dedi ki, ‘Yâ Rab! Bana gelenler ve beni ziyaret edenler azaldı.’ Allâhü Teâlâ, ona şöyle vahyetti ‘Şüphesiz, huşu ile bana çokça secde eden kullar yaratacağım. Onlar, güvercinin yumurtasına olan şevk ve arzusu gibi, seni ziyarete arzulu olacaklar.” (Taberânî el-Evsat)
