قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا تَابَ الْعَبْدُ أَنْسَى اللهُ الْحَفَظَةَ ذُنُوبَهُ وَأَنْسَى ذَلِكَ جَوَارِحَهُ وَمَعَالِمَهُ مِنَ الْأَرْضِ حَتَّى يَلْقَى اللهَ وَلَيْسَ عَلَيْهِ شَاهِدٌ مِنَ اللهِ بِذَنْبٍ. (كر)
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Kul, tevbe ettiği zaman Allâhü Teâlâ, onun günahlarını hafaza meleklerine unutturur. Kezâ bunu, onun uzuvlarına ve yeryüzünde o günâhı bilenlere de unutturur. Tâ ki Allâhü Teâlâ’nın huzuruna, günâhına Allah’tan başka şâhit olmaksızın çıkar.” (İbn-i Asâkir, Târîh-i Dımaşk)
