Ümmü Habîbe radıyallâhü anhâ, Habeşistan’da Resûlullâh (s.a.v.) ile nikâhlanmasını şöyle anlattı:
“Mehrimi teslim alınca tamamını bana nikâh müjdesini getiren hanım hizmetçiye gönderdim ve:
‘Sana müjdeyi verdiğin gün elimde olan bilezik ve yüzükleri vermiştim. O zaman elimde onlardan başka şey yoktu. Şimdi şunları al, faydalan’ dedim. Lâkin almadı ve bir kutu çıkarıp kendisine daha önce verdiklerimi de iade etti ve dedi ki:
Necâşî, senden hiçbir şey almamam hususunda bana sıkı tenbihde bulundu. Ben onun husûsî hizmetkârlarındanım ve Muhammed aleyhisselâmın dinine uyanlardanım; Müslümanım. Necâşî ayrıca, kadınlarına yanlarındaki bütün güzel kokuları sana göndermelerini emretti.
Ertesi gün bana pek çok güzel kokular getirdi. Habeşistan’dan dönünce bunların tamamını Resûlullâh’a arz ettim. Onları yanımda görür, bir şey demezdi.
Sonra hizmetçi bana: ‘Senden bir isteğim vardır. Benden Resûlullâh’a selâm söyle ve onun dinine uyduğumu kendisine bildir’ dedi ve bana latifelerde bulundu. Benim yol hazırlığıma da yardımcı olmuştu. Her yanıma girdiğinde ‘senden isteğimi unutma’ derdi.
Resûlullâh’ın yanına geldiğimde nikâhın nasıl cereyan ettiğini ve o hanım hizmetçinin yaptıklarını bildirdim. Resûlullâh (s.a.v.) tebessüm etti. Selamını tebliğ ettim ‘Ve aleyhesselâm ve rahmetullah ve berekâtüh’ diyerek selâmını aldı.”
