MÂNEVÎ TEMİZLİK: TEVBE
Mânevî temizlik, kalbleri güzel ahlâk, güzel amel ile temizlemeye, süsleyip nurlandırmaya çalışmaktır.
Günahlar ile kirlenen ruhları, kalbleri tevbe ve istiğfâr ile temizlemeğe çalışmalıdır.
Günahlar; kebîre ve sağîre yâni büyük ve küçük diye iki kısımdır.
Kebîre, yâni, büyük günahların baÅŸlıcaları ÅŸunlardır: Allâhü Teâlâ’yı inkâr etmek, Allâhü Teâlâ’ya ortak koÅŸmak. Kat’î olan bir dinî hükme inanmamak ki, bu üçü -neûzübillâh- insanı dinden uzaklaÅŸtırır. Hemen yeniden îmân etmeli, evli ise nikâhı da yenilemelidir. Allah’ın rahmetinden ümîdini kesmek (meselâ Allah beni affetmez demek), Allâh’ın azâbından, mekrinden emin olmak (meselâ, Allah bana azâb etmez, muhakkak cennetine kor demek), günahta ısrâr etmek. Yani: Her hangi bir günahı devamlı iÅŸleyip durmak. Namazı, orucu terk etmek, Allah yolunda cihaddan kaçınmak, anaya, babaya itaat etmemek, yalan yere şâhitlik ve yemin etmek, bir kimseyi haksız yere öldürmek, bir kimsenin bir âzâsını haksız yere kesmek veya âtıl (iÅŸ görmez) bir hâle koymak, hırsızlık yapmak, yetimlerin mallarını yemek, zinâ ve livatâ denilen çirkinlikleri iÅŸlemek, iffetli kadınlara iftirâ etmek.
İşte bunlar, dereceleri farklı birer büyük günahtır. DiÄŸer birçok günahlar da birer sağîre; yani küçük günahtır. Günahların bir kısmı, yalnız Allâhü Teâlâ’nın hakkına aiddir. DiÄŸer bir kısmı da insan haklarına aittir. Birinci kısımda insan, kalben piÅŸman olup Allâhü Teâlâ’dan affetmesini dilemeli, bir daha öyle bir günahda bulunmamaya kat’iyyen karar vermelidir. EÄŸer o günah insanı dinden uzaklaÅŸtırıyorsa hemen yeniden îmân etmeli, evli ise nikâhı da yenilemelidir. Namaz gibi, oruç gibi kazâsı lâzım gelen bir ibâdetin terkinden ibâret ise hemen bunu kazâya çalışmalıdır.
Günahların insanlara âit kısmında ise yine kalben pişmanlık duyarak hem Allâhü Teâlâ’dan affını dilemeli, hem de hakkına tecâvüz edilen kimseden, mümkün ise helâllik istemeli; hakkını ödemeğe, kendisini râzı etmeğe çalışmalıdır.
ABDEST VE GUSÜL (BOY ABDESTİ)
Namazın şartlarının birincisi hadesten tahârettir ki;
Su bulunup kullanılması mümkün olan yerde gusül lâzım olduysa gusül abdesti, abdest lâzım olduysa abdest almak;
Su bulunmayan yâhud kullanmak mümkün olmayan yerde teyemmüm etmektir.
Hades demek, cünüb veya abdestsiz olmaktır.
Abdestin farzları dörtdür: Yüzünü yıkamak, ellerini dirsekleri ile beraber yıkamak, başın dörtde birini mesh eylemek ve ayaklarını topukları ile yıkamaktır.
Sünnet üzere abdest: Besmele ile ellerini yıkayıp ağzı misvakladıktan sonra ağzını ve burnunu üçer kere yıkayıp sonra hadesten tahârete niyet edip farzlar aralarını kesmeden (bir âzâ kurumadan diğerine geçerek) tertîb üzere; sırası ile başından başka diğerlerini üçer kere yıkar.
Başını tamâmen mesh etmek ve parmaklarının ve sakalının aralarını hilallemek ve kulaklarının içini şehâdet parmağının içi ile ve ardını baş parmağının içi ile mesh etmek de sünnettir. Kalan üç parmağının arkası ile boynunu mesh etmek, ellerini ve ayaklarını yıkamağa sağ yanından başlamak müstehabdır.
Abdesti bozan şeyler: Önden ve arkadan çıkan şey ve arkadan çıkan yel, her âzâdan kan ve irin çıkması ve sarı su akması, ağız dolusu -balgamdan başka şeyi- kusmak, yatıp veya -alındığında düşecek şeye- dayanıp uyumak, delirmek, bayılmak, sarhoş olmak, bâliğ olan kimsenin cenâze namazı ve tilâvet secdesinden başka namazda ve sehiv secdesinde yanında olan kimse işitecek kadar gülmesi.
Guslün farzları üçdür: Ağzı, burnu ve bütün bedeni yıkamaktır.
Sünnet olan gusül şöyledir: Evvelâ ellerini yıkayıp istincâ yerlerini ve diğer necâset var ise onu pâk edib abdest aldıkdan sonra başına ve sağ omuzuna ve sol omuzuna döküp bütün azaları üçer kere yıkamaktır. Evvelki defada eliyle ovmak dahi sünnettir.
Guslü îcâb eden şeyler: Menînin şehvetle yerinden kopup çıkması, sünnet mahallinin diri olan baliğ insanın şehvet mahallerine girmesi, kadınların hayız veya nifaslarının tamam olması, uyandığı vakit üzerinde menî bulunmasıdır.
Cum’a ve bayram namazları için gusül eylemek sünnettir.
