FATİH KANUNNÂMESİ
Osmanlılarda ilk defa Orhan Gazi zamanında ele alınan devlet teşkilâtı devletin büyümesiyle beraber muntazam bir gelişme kaydetmiştir. İslâm hukukunun esaslarına göre bir takım kanunlar konulmuştu. İstanbul’u fethettikten sonra Osmanlı devletini eskisinden daha merkeziyetçi bir hale sokmağa çalışan Fatih Sultan Mehmet de yeni bir takım kaide ve kanunlar ortaya koymuş, mevcut olanlara da yeni şekiller vermiştir.
Fatih’in iki Kanunnâmesi vardır: Bunlardan biri devletin teşkilât ve teşrifâtına, biri de şahsî hukuka aittir.
Viyana kütüphanesindeki nüshasından iktibas edilerek “Tarih-i Osmanî Encümeni” tarafından neşredilen birinci Kanunnâmenin ismi “Kanunnâme-i Âl-i Osman” dır. Fatih devrinin son yıllarında, Karamânî Mehmet Paşa’nın sadâreti zamanında 1477 ve 1481 seneleri arasında hazırlandığı tahmin edilmektedir. Bu kanun, İstanbul’un fethine kadar devamlı riâyet edilen hükümlerin bir araya getirilmesi ile teşekkül etmiştir.
Kanunnâmenin metni, Nişancı Leyszâde Muhammed İbn-i Mustafa tarafından yazılmıştır. Devletin teşkilât ve teşrifâtına, memurların terfi sırası ile vazifelerine, âidâta, bâzı resmî ünvanlara ve bir takım ceza hükümlerine aid olan bu meşhur kanunnâme devletin anayasası mahiyetindedir.
Bundan başka bir de ictimaî ve şahsî hukukla vergilere ait ikinci bir kanunnâme daha vardır ki o da birkaç defa yayınlanmıştır.
Kanunî Sultan Süleyman devrinde yeni esaslar ilâvesiyle genişletilen bu ilk Osmanlı kanunnâmesinin birçok hükümleri Tanzimât devrine kadar kullanılmıştır:
Fatih Kanunnamesi “Bu kanunnâme atam ve dedem kanunudur ve benim dahi kanunumdur. Evlâd-ı kiramım neslen ba’de neslin bununla âmil olalar.” diye başlar.
FATİH’İN ANNESİ HÜMÂ HATUN
Dünya târihinin en büyük şahsiyetlerinden İstanbul fâtihi ve İkinci Murad’ın oğlu Sultan İkinci Mehmed Edirne’deki Eskisaray’da dünyaya gelmiştir. Bursa Mahkeme sicillerinde yapılan tetkiklere göre Fâtih’in muhterem annesinin ismi Hümâ Hatun’dur.
Türbesi Bursa’da Murâdiye câmiinin doğu tarafında, câmiden yüz metre kadar ilerde bir bahçe içindedir. Câmiden çarşıya doğru gidilirken yolun sağ tarafında kalmaktadır. “Hâtuniye Türbesi” diye bilinen bu zarif türbeyi Fatih, babası Sultan İkinci Murad Han hayatta iken vefât eden annesi için hicrî 853 (1449) tarihinde, yani, İstanbul’un fethinden dört sene önce yaptırmıştır.
Küçük bir girişin yanı sıra altı köşeli türbenin duvarlarında ikişer penceresi vardır. Türbe tuğla ve taş malzemeden yapılmıştır ve üzeri kubbelidir. Türbe içerisinde iki sandukadan biri Sultan Mehmed’in annesine ait olup, diğerinin kime ait olduğu bilinmemektedir.
Türbe kapısı üzerinde üç satır Arapça bir kitâbe bulunmaktadır. Bu türbenin Sultan Murad Han zamânında ve Şehzâde Mehmed’in emriyle merhûme annesi için binâ olunduğu yazmaktadır:
