قَالَ اللهُ تَعَالَى: يَا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا قُوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلٰئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللهَ مَا اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ. (سورة التحريم، 6
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Ey îmân edenler! Kendinizi ve ailelerinizi, yakacağı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyunuz. Onun üzerinde (vazifeli) iri gövdeli ve sert tabîatlı melekler vardır. Onlar, Allâh’ın kendilerine emrettiği şeyde âsî olmazlar ve emrolundukları şeyi yapıverirler.” (Tahrîm Sûresi, âyet 6)
