قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: قَالَ اللهُ تَعَالَى: إِنَّ أَحَبَّ عِبَادِي إِلَيَّ الَّذِينَ يَتَحَابُّونَ فِيَّ، وَالَّذِينَ يَعْمُرُونَ مَسَاجِدِي، وَالَّذِينَ يَسْتَغْفِرُونَ بِالْأَسْحَارِ، فَأُولَئِكَ الَّذِينَ إِذَا أَرَدْتُ بِخَلْقِي عَذَابًا ذَكَرْتُهُمْ فَصَرَفْتُ عَذَابِي عَنْ خَلْقِي. (هب
Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdular: “Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: Kullarımın bana en sevgili olanları, benim rızam için birbirini sevenler, mescitlerimi îmâr edenler ve seher vakitlerinde istiğfâr edenlerdir. İşte onlar öyle zâtlardır ki, mahlûkâtıma azâb etmeyi murad ettiğim zaman bu kullarımı anarım da azâbımı mahlûkâtımdan kaldırırım.” (Şuabü’l-Îmân)
