قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلَا يَشْرَبِ الْخَمْرَ, مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلَا يَجْلِسْ عَلَى مَائِدَةٍ يُشْرَبُ عَلَيْهَا الْخَمْرُ, مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلَا يَخْلُوَنَّ بِامْرَأَةٍ لَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا مَحْرَمٌ
Peygamberimiz (s.a.v) buyurdular: “Allâhü Teâlâ’ya ve âhiret gününe iman eden şarap (ve içki) içmesin. Allâhü Teâlâ’ya ve âhiret gününe iman eden şarap (ve içki) içilen sofraya oturmasın. Allâhü Teâlâ’ya ve âhiret gününe iman eden yanında mahremi bulunmayan yabancı bir kadınla yalnız başına kalmasın.” (Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)
