Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin oğlu Mûsâ rivâyet etti: Babam şöyle anlattı:
Çölde yolculuk yapıyordum. Günlerce su bulamadım. Susuzluktan tâkatsiz kaldığım esnâda bir bulut gördüm. İçinden çiğe benzeyen bir şey yağdı. Ben de onunla susuzluğumu giderdim. Sonra bütün ufku kaplayan bir nur gördüm. İçinden bir sûret çıkıp bana:
“Ey Abdülkâdir! Ben senin Rabbi’nim. Haram olan şeyleri sana helal kıldım.” dedi. Bunları duyunca hemen “Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm. Defol ey mel’ûn şeytan.” dedim. Birden o nur zulmet, o sûret de duman oldu ve bana:
“Benden, Rabbi’nin hikmeti ve ilmin ile kurtuldun. Ben bu şekilde yetmiş kişiyi dalâlete düşürdüm, doğru yoldan saptırdım.” deyince “Bu, Rabbi’min fazlı ve ihsanıdır. Hamd onadır.” dedim. Bana:
“Onun şeytan olduğunu nasıl anladın?” diye sordular.
“Haram olan şeyleri sana helal kıldım demesinden anladım.” dedim. (et-Tabakâtü’l-Kübrâ, İmam Şa‘rânî)
