Haccın farz olmasına sebep, Beytullah’ın mevcudiyetidir. Bu mukaddes mabedi ziyaret için Hak Teâlâ’nın emriyle hac farz kılınmıştır. Mükellef olan bir zatın ömründe bir defa hac etmesiyle bu fariza yerine getirilmiÅŸ olur.
Hac, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hicretinin dokuzuncu senesinde farz kılınmıştır. Bu sene Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) tarafından Ebû Bekr-i Sıddîk (radiyallahü anh) hac emîri tayin buyurulmuÅŸtu. Hicretin onuncu senesinde bizzat Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Mekke-i Mukerreme’ye gelerek hac farizasını ifa buyurmuÅŸlardı.
Hac kendisine farz olan bir zat için haccı ne zaman yapacağı hakkında iki kavil vardır:
Bir kavle göre hac farizası ömrîdir: Mükellef, bunu hayatta oldukça dilediÄŸi senede yapabilir. Sonraya bıraktığından dolayı günahkâr olmaz. Ancak hac etmeden vefat etmiÅŸ olursa günahkâr olur. Fakat daha sahih görülen diÄŸer kavle göre hac farz olunca edası, fevrîdir; tehir edilmesi bir günahtır. Şöyle ki: BulunduÄŸu beldede hacıların Hicaz’a gidecekleri günde haccın ÅŸartları bulunan zatın hemen hacca gitmesi kendisine farz olur.
Bu tarihte hacca gitmezse günahkâr olur. Hatta bilahare bu ÅŸartlardan mahrum kalsa da bu hac -uhdesinde kalır- sâkıt olmaz, bundan mes’ul olur.
