Hâce Bahâüddîn Hazretlerinin irtihâlinden sonra müritlerinden biri, Buhârâ’da bir bayram gecesi rüya gördü: Rüyasında, bayram gecesinde gayet büyük bir çadır kurulmuştu. Hâce Bahâüddîn ve Hâce Alâüddîn Hazretleri bu çadırın yakınında idiler. Sonra bu çadırın Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) çadırı olduğu kendisine mâlum oldu. Hâce Bahaüddîn Hazretleri, peygamberimizle görüşmek üzere çadıra girdi. Bir müddet sonra sevinçli bir şekilde dışarıya çıktı ve buyurdu ki:
“Kabrimin yüz fersah (1 fersah yaklaşık 5 km.dir.) yakınına defnolunan kimseye -Allâh’ın izniyle- şefâat etme salâhiyeti verdiler. Hâce Alâüddîn Attâr’a da kabrine kırk fersah yakınına defnolunanlara şefâat salâhiyeti verdiler. Bizi seven ve bize tâbî olan en aşağı mertebedeki kimselere de kabrinin bir fersah yakınındakilere şefâat salâhiyeti verdiler.”
