Kelek, keçi ve koyun tulumları nefesle şişirilip yan yana bağlandıktan sonra, üzerine sırıklardan yaklaşık 75’er cm ara ile sağlı sollu kirişler konularak, onun da üstüne ince çubuklar dizerek yapılan dört köşe saldır. Osmanlı devrinde Fırat ve Dicle nehirlerinde insan ve daha ziyade yük taşımakta kullanılmıştır. Keleğin büyüklüğü nehir suyunun azlığına çokluğuna göre değişmektedir. Suların az olduğu mevsimlerde 150 tulumluk bir kelek ile 2000-2500 kiloya kadar yük taşınabilmiştir. Yolcuların rahat etmeleri için saz ve kamıştan yapılmış yer de mevcuttur.
Kelek sayesinde insanlar, Diyarbakır’dan Bağdat’a kadar uzanan nehir yatağında taşımacılık ağı kurmuşlardır. Evliya Çelebi, bu gemilerden biriyle, Dicle üzerinden, Diyarbakır’dan Bağdat ve Basra’ya kadar, kıyılardaki şehirleri ve köyleri ziyaret ederek, rahat ve zevkli bir yolculuk yaptığını anlatır.
1629-1631 tarihlerinde Diyarbakır’da Kelekçiler Şeyhi Seyyid Behram’dı.
