Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) son derece halîm, kerîm ve affedici idi. Gazap edilecek yerlerde sükûneti muhafaza eder, mübarek hayâtına kastedenleri bile affeylerdi.
Uhud gazvesinde mübarek bir dişi şehid edilmiş, latif çehresi kanlar içinde kalmış olduğu halde yine düşmanlarına beddua etmemiş;
“Yâ Rabbi, kavmime hidâyet et, çünkü onlar bilmiyorlar!” diye niyazda bulunmuştu.
“Ne için bunların aleyhine dua etmiyorsun?” diyenlere
“Ben lanet edici olarak gönderilmedim, insanları Hak yoluna, Allâh’ın rahmetine davet için gönderildim.” diye cevap vermişti.
Mekke-i Mükerreme’yi fetih buyurdukları gün Kureyş hakkında tecellî eden lütufları da Resûl-i Ekrem’in ne kadar affedici olduğuna şahittir.
