II.SULTAN KILIÇ ARSLAN

Ekim 10, 2012

Anadolu Selçuklu Devletini İhtişamın Zirvesine Çıkaran İdareci
II.SULTAN KILIÇ ARSLAN

Anadolu Selçuklu Devletini ihtiÅŸamın ziresine çıkaran ve Osmanlı Devletinden önce Anadolu’da kurulan ilk büyük İslâm Devletinin namım cihana yayan idareci Sultan II.Kılıç Arslan’ın tarihimizde müstesna ve mümtaz bir yeri vardır…Sultan olduÄŸu 1155’ten 1192’de vefatına kadar 37 yıl, devleti iç ve dış düşmanlardan arındırarak, iktisat, irfan, medeniyet yönünden terakkinin zirvesine çıkarmıştır. O’nun hükmettiÄŸi devre, tarihimizin en parlak devirlerindendir. Kılıç Arslan siyasî cihetten üç zorlu engeli aÅŸmayı baÅŸarmış bir idarecidir: (1) Bizans’ın Anadolu’ya yeniden yerleÅŸme ümit ve siyasetini ebediyen kırmıştır. (2) Haçlı tehlikesini Anadolu’dan bütünüyle uzaklaÅŸtırmıştır. (3) Civar bütün beylikleri merkeze baÄŸlıyarak Anadolu birliÄŸini kurmuÅŸtur. Bu siyasî muvaffakiyetlere paralel olarak da Anadolu’da maddî-manevî ilerlemenin baÅŸlamasına vesile olmuÅŸtur. Sultan Kılıç Arslan bu icraatlarında nasıl muvaffak olmuÅŸtur?.. Bu sorunun cevabı Sultan II.Kılıç Arslan’ın hayatında saklıdır. Bu yüzden bu cihangir padiÅŸah’ın hayatına göz atmamız gerekmektedir.
Sultan II. Kılıç Arslan 1115 yılında dünyaya geldiÄŸinde, Anadolu’da Ehl-i Tevhid’in yerleÅŸmeye baÅŸlamasının üzerinden bir asra yakın bir zaman geçmiÅŸti. Büyükbabası Süleyman Åžah, sarsılmaz bir iman, azim ve gayretle Anadolu’da Selçuklu devletinin temelini atmış ve Anadolu’nun bir İslambeldesi olması için köklü tedbirler almıştı. Süleyman Åžah’ın 1086’da vefatı üzerine tahta geçen oÄŸlu I.Kılıç Arslan tarihe ÅŸan veren bir mücadeleyle

I.Haçlı seferine (1096-1099) kahramanca karşı koymuÅŸ ve yarım milyona yakın haçlıyı Anadolu bozkırlarına gömmüştü.I.Kılıç Arslan’ın 1107’de vefatı üzerine 2.Kılıç Arslanın amcası MelikÅŸah, Anadolu Selçuklu tahtına geçmiÅŸti. Sultan II.Kılıç Arslan ÅŸehzadeliÄŸinden itibaren geleceÄŸin Sultanı olmak üzere itinayla yetiÅŸtirilmiÅŸtir. Dinî ilimleri devrin meÅŸhur âlimlerinden, devlet idareciliÄŸini bizzat pederinden ve çocuk denecek yaşından itibaren atıldığı idarecilik hayatında pratikten öğrenerek yetiÅŸti. Babasıyla birlikte, Elbistan’ın fethinde bulundu (1144) ve Elbistan’a Melik tayin oldu. Meliklik devrinde maiyyetindeki bir avuç akıncıyla Göksün ve MaraÅŸ bölgelerine akınlar yaptı. 1147-1149 yılları arasında cereyan etmiÅŸ olan II.Haçlı seferine karşı babası Sultan Mes’ud’la birlikte karşı durmuÅŸ ve Haçlılara yapılan çetin mücadelelerde tecrübesini arttırmıştır. Melik II.Kılıç Arslan’ın da iÅŸtirak ettiÄŸi bu Hilal-Salip mücadelesinde Haçlılara büyük kayıplar verdirilmiÅŸtir. Haçlı tehlikesinin berteraf edilmesini müteakip 1149 yılında babası ile birlikte MaraÅŸ’ı haçlıların elinden kurtarmıştır.

Sultan I. Mes’ud hayattayken, siyasî bilgisiyle askeri sahada gösterdiÄŸi dirayetiyle, irade ve enerjisiyle, geniÅŸ görüşüyle tahta en layık olan bu oÄŸlunu 1155 yılında Sultan ilan etmiÅŸti. Sultan II. Kılıç Arslan babasını yanıltmayacaktı. Kısa zamanda babasının yarım bıraktığı iÅŸleri tamamlamak üzere teÅŸebbüslere geçti… Büyük Selçuklu Sultanı, Sancar’ın vâris bırakmadan 1157’de vefat etmesi üzerine Anadolu Selçuklu Devleti tamamen müstakil oldu.

Kılıç Arslan saÄŸlam bir Devlet mekanizması kurmaya muvaffak olduktan sonra fetih bayrağını eline aldı. 1157’de Ayıntab’ı fethederek Suriye sınırını güven altına aldı. Daha sonra Bizans üzerine döndü ve Miryekefalon’daki savaÅŸla neticelenecek zorlu bir mücadeleye baÅŸladı. Kılıç Arslan’ın en büyük ideali, Peygamberi bir, kitapları bir, idealleri bir olan Müslüman Devletleri aynı bayrak altında toplamak, küffür karşısında tek bilek tek yürek olarak durmaktı… Kılıç Arslan böyle bir iman birliÄŸinin önünde hiçbir engelin duramayacağına inanıyordu. Fakat bu ittihad’ın pek çok engelleri vardı. Bu engelleri kılıca iÅŸ kalmadan halletmek istiyordu. Bu ulvî idealini Kader-i İlâhi’nin de yardımıyla gerçekleÅŸtirmeye muvaffak olmuÅŸtur. Musul ve Suriye’nin hükümdarı Atabey Nûreddin Mahmud Zengi’nin 1174’te vefatıyla Kılıç Arslan’ın idealindeki “İslam BirliÄŸi”nin önündeki en büyük manilerden birisi kendiliÄŸinden kalkmıştı. Çünkü Mahmud Zengi’nin tavrı yüzünden Güney Anadolu iki devlet için huzursuzluk bölgesi olmuÅŸtu.

II. Kılıç Arslan 1175’te nicedir Selçuklulara musallat olan DâniÅŸmendli krallığını ortadan kaldırmıştı. Daha sonra DaniÅŸmendoÄŸulları Selçuklu hizmetine girdi.

Kılıç Arslan meÅŸakkatin semeresini almış ve Anadolu İslam birliÄŸini tesis etmeye muvaffak olmuÅŸtu. Artık sıra, köhnemiÅŸ zihniyetin temsilcisi Bizanstaydı. Akıncılar Bizans topraklarında kasırga gibi esmeye baÅŸlamışlardı. II.Kılıç Arslan’ın fevkalâde siyaseti ve mahareti karşısında telaÅŸa kapılan Bizans imparatoru Manuel Komnenos Selçukluları Anadolu’dan atmak için büyük bir ordu hazırladı ve Anadolu üzerine sefere çıktı. Zaten Kılıç Arslan epeydir böyle bir karşılaÅŸmaya hazırlanmaktaydı. İki ordu 1176 yılında EÄŸiridir Gölü’nün az kuzeyinde karşı karşıya geldi. “Miryokefalon savaşı” diye tarihlere geçen bu savaÅŸta II.Kılıç Arslan kumandasındaki Selçuklu ordusu Bizanslıları periÅŸan etti ve bütün İslâm Âlemini sevince gark eden parlak zaferi kazandı. Bu zaferden sonra Bizans, Ehl-i Tevhid’i Anadoludan sökemeyeceÄŸini kesin olarak anlamış oldu.

Kılıç Arslan (1189-1192) yılları arasında yapılan 3.Haçlı seferi âfetinden Anadolu’yu kurtarmak için de büyük mücadele verdi. Anadolu’ya girmek isteyen Haçlı ordusunu gerilla harpleriyle yıprattı ve Anadoluyu bu belâdan kurtardı.

Kılıç Arslan Diğer İslam Devletleriyle de anlaşmaya gayret etmiş ve bunda da muvaffak olmuştur. Muasırı Selahaddin Eyyubi ile anlaşması ve İslamın menfaatleri yönünde ittifaka gitmesi bu çalışmalardandır.

II.Kılıçarslan, askerî sahadaki zaferleri yanında, bütün Devlet sathında baÅŸlattığı kültür san’at, ilim hareketleriyle ve imar faaliyetleriyle de dikkat çekmiÅŸtir..

Devrinde, yüzlerce cami, medrese, han, kervansaray, imaret, çarşı, çeşme ile Anadoluyu bir baştan bir başa donatmıştır. Bilhassa Orta Anadolu şehirlerinde büyük bir imar hareketini gerçekleştirmiştir.

Sultan Kılıç Arslan, İslamiyyetin hakikatlerini nefsinde tatbik etmek ve etrafa tebliÄŸ etmek için âzami gayret sarfetmiÅŸtir. O, İslamiyyetin verdiÄŸi mefkure sayesinde Anadolu’da yurt kurulduÄŸunu ve kurulan İslâm Devletinin bekâsının da ancak bu yüce dine sımsıkı yapışmakla mümkün olduÄŸunu anlamış ve bu idrak içerisinde hareketlerine yön vermiÅŸtir.

Sultan II. Kılıç Arslan, Adalet’i esas almıştır. Adalette din farkı gözetmemiÅŸtir. Bu davranışları yüzündendir ki, Hıristiyanlar bile o’nun zamanında kiliselerinde Sultan’ın ÅŸevketi ve baÅŸlarından eksik olmaması için dua ediyorlardı.

Kılıç Arslan’ın idaresi boyunca Anadolu’da görülmemiÅŸ bir huzur, asayiÅŸ ve refah dönemi gelmiÅŸtir. Dinin izzetini muhafaza için didinen Kılıç Arslan’a bu yüzden “İzzeddin Ebul-Feth” denilmiÅŸtir.

Bu ÅŸanlı padiÅŸah, 1192 yılında Konya yakınlarında vefat etmiÅŸtir. Yerine Sultan olan oÄŸlu Keyhusrev tarafından Sultan Mes’ud camiinin yanındaki Künbed’e defnedilmiÅŸtir.

Comments are closed.

Links

Calendar

  • Eylül 2026
    P S Ç P C C P
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    282930