Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Enes b. Malik’in (r.a.) evinde Muhâcir ile Ensar arasında tesis buyurduğu kardeşlik, tarihde eşi ve örneği gösterilemeyen bir hadisedir, ictimâî bir yardımlaşma ve dayanışmadır.
Muhacirler bütün mâl ve mülklerini Mekke’de bırakarak Medine’ye hicret etmişlerdi. Medine Müslümanları bu dindaşlarını evlerine alıp müsafir etmişlerdi. “Ensar, kendileri için şiddetli bir ihtiyaç olsa bile muhacirleri kendilerine tercih ederlerdi.” meâlindeki Âyet-i Kerîme’de buyrulduğu gibi Ensar, muhacirlere son derece müsafirperverlik gösteriyordu. Fakat bu müsafirlik uzun zaman böyle devam edemezdi. Zira muhacirlerin her biri Mekke’de servet ve iş-güç sahibi olduğu için böyle bir hayat kendilerine güç geliyordu.
Mescid-i Nebevî’nin inşasından sonra Resul-ü Ekrem (s.a.v.) bir gün Enes b. Mâlik’in (r.a.) evinde Muhâcir ve Ensar’dan doksan sahâbî arasında ikişer ikişer çağırıp aralarında kardeşlik akdettikten sonra kendileri de Ali bin Ebû Tâlib’in (k.v.) elini tutarak “Bu da benim kardeşimdir.” buyurdu.
Bu kardeşliğin pek büyük tesiri görüldü. Hiç tereddüt etmeden denilebilir ki çeyrek asır zarfında İslâm nûrunun bütün âleme yayılması, İran’ın tamamen fethi hep bu kardeşliğin eseridir.
Ashâb-ı Kirâm bu kardeşlikten şahsen de istifâde ediyorlardı. Medine’nin en zengini olan Sa’d ibni Rebi kardeş olduğu Abdurrahman ibn Avf’a servetinin yarısını hibe ediyordu. Fakat Abdurrahman ibn Avf bunu kabul etmiyor, süt peynir, yoğurt satmakla başladığı ticareti sayesinde az zamanda binlerce dirhem sadaka verecek bir servete malik olmuştu.
Bu kardeşliğin hedefi, kardeşlerin birbirlerine yardım, sıla ve ihsan, nasihat ve rehberlik etmeleridir. Bu ictimaî kardeşlik ve yardımlaşma, samimiyetle devam etmiştir.
ASHÂB-I KİRÂM ARASINDAKİ KARDEŞLİK
Aralık 5, 2012
