Allâhü Teâlâ, Mâide sûresinin 87. âyet-i kerîmesinde, Müslümanlara helâl olan nimetlerden istifade etmelerini, fakat bu hususta ifrat ve tefritten sakınmalarını emir ve tavsiye etmektedir. Çünkü, büsbütün dünyaya dalmak gibi, dünyadan büsbütün alâkayı kesmek de uygun değildir. Bu âyet-i kerîme şöyle tefsir edilmiştir.
Her hususta itidalden, orta yoldan ayrılmamalıdır. Şöyle ki: Ey îmân edenler, Allâhü Teâlâ’nın sizin için (yaratıp kendilerinden istifade etmenizi) helâl kılmış olduğu temiz (leziz, faydalı) şeyleri (kendinize) haram kılmayınız, (kendinizi onlardan mahrum bırakmayınız. Bu bir tefrit olur. Böyle temiz, leziz şeylerden istifade hususunda) haddi de aşmayınız (helâl sahasından çıkıp, lüzûmundan fazla harcayarak israfa meydan vermeyiniz, nimetin kadrini biliniz. Aksi takdirde ifrata düşmüş, nimeti beyhude yere zâyi etmiş olursunuz), şüphe yok ki, Allâhü Teâlâ (kullarına her hususta itidali emreder), haddi aşanları (helâl dâiresinden çıkıp da haram ve zararlı bir sahaya can atanları) sevmez.”
Hûd sûresinin 112. âyet-i kerîmesinde şöyle buyrulmaktadır: “… Ve haddi tecavüz etmeyin (meşru, mutedil şeylerden ayrılarak ifrat ve tefrite düşmeyin), şüphe yok ki o (Allâhü Teâlâ) yapar olduğunuz şeyleri bihakkın görücüdür.”
İŞLERİN HAYIRLISI ORTASIDIR
Aralık 4, 2012
