Hz. Ömer ile Yemen’e vâli tayin ettiği Ebû Mûsâ el- Eş’arî arasındaki mektuplaşmalardan birinde, bir mektubun sonuna Şaban diye yazılmış olduğu halde geçen senenin Şaban’ı mı, yoksa gelecek senenin Şaban’ı mı olduğu bilinemedi. Bunun üzerine Ebû Musa el-Eş’arî, Hz. Ömer’e “Tarafınızdan bize mektuplar geliyor. Fakat üzerinde tarih bulunmadığı için karışıklıklar oluyor.” diye mektup yazdı.
Bir Yemenli “Yemen’de bir şeyin vaktini söyleyecekleri zaman ‘Falan yıl, falan ay’ diye yazarlar.” dedi. Bu, Hz. Ömer’in hoşuna gitti ve kendilerinin de böyle bir tarih tatbik etmeleri icab ettiğini söyledi. Hz. Ali ve diğer bazı sahabe de zaman geçtikçe vesikalarda karışıklıklar olacağı, bunun için bir çare bulunması icab ettiğini söylediler.
Böyle bir ihtiyaç üzerine Hz. Ömer ashabı toplayarak müşâvere etti. Tarih başlangıcı için farklı görüşler söylendi. Bazıları Farslar’ın kullandığı tarihin, bazıları da Rûmî tarihin kullanılmasını teklif ettiler. Neticede Asr-ı Saâdet’ten bir günün başlangıç tarihi olmasına karar verildi. Bunun için Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) doğumu, bi’seti (pegamberliği), hicreti ve vefatı günleri teklif edildi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in doğum ve bi’set tarihleri ihtilaşı olduğu için bunlar kabul edilmedi. Vefat tarihi ise, hüzün ve kederli bir gün olduğu için münâsib görülmedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hicretinden sonra İslam’ın aziz olması, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Rabb’ine emniyet içinde ibadet etmesi ve ilk mescidin inşasına başlanması sebebiyle sahabe, tarih başlangıcı olarak hicreti münasib gördüler.
Hicret, Rebiu’l-evvel ayında olmuştu. Fakat Arabî ayların birincisi Muharrem olduğu için, hicret gününden iki ay önce olan Muharremin ilk günü Hicrî takvimin başlangıcı kabul edildi. Hz. Ömer, Osman ve Ali (r.anhüm), sene başlangıcının Muharrem olmasını teklif edenlerdendi. Hz. Ömer’in halifeliği zamanında hicretin 17. senesinde hicret ile başlayan kamerî takvim kabul edildi.
HİCRÎ TARİHİN KABUL EDİLİŞİ
Kasım 20, 2012
