Resûlullah sallalâhü aleyhi ve sellem Efendimiz, Safer ayı sonlarında Mekke’den çıkmıştı. Rebîulevvel’in 12. Pazartesi günü Medîne’ye bir saatlik mesâfede olan Kuba köyüne geldi. Oradaki müslümanlar, Efendimizi müsafir ettiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Kuba’da birkaç gün kalarak Mescid-i Kuba’nın temelini attılar. Sonra Cuma günü devesine binip Kubalılar ve Medineliler ile birlikte Medîne’ye gitmek üzere yola çıktılar. Yolda öğle vakti oldu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri Cuma namazını kıldırdı. İlk Cuma namazını kıldığı bu mescid (Mescid-i Cuma) hâlen ziyaret edilmektedir.
Namazdan sonra yola çıkıldı. Medîne ahâlisinin hepsi de Resûlullah’ı müsafir etmek istiyordu. Şu halde hangisinin evine müsafir olsa öbürlerinin gönlü kalacaktı. Onun için Resûl-i Ekrem Efendimiz “Devem hangi evin önünde çökerse oraya müsafir olacağım.” buyurdu. Deve de boş bir arsanın önünde çöktü. Fakat tekrar kalkıp Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin (r.a.) evinin önüne çöktü ve boynunu uzattı.
Hz. Ebû Eyyûb (r.a.), Peygamber Efendimiz’in eşyasını alıp evine götürdü. Resûl-i Ekrem altı yedi ay o mübârek zâtın müsâfiri oldu. Hz. Ebû Eyyûb (r.a.), sonraları, yani o tarihten 48 sene sonra İstanbul’u fethetmek üzere çıkan Müslüman ordusuyla birlikte İstanbul’a gelmiş, burada hastalanıp vefat etmiş, surlara yakın bir yere defnedilmişti.
Fâtih Sultan Mehmet, İstanbul’u kuşattığı vakit Ebû Eyyub El-Ensârî’nin (r.a.) mezarı bulundu. Üstüne bir türbe, yanı başına da bir câmi’i şerîf yaptırıldı. Bu semte Eyüp Sultan denilmektedir.
KUBA KÖYÜNE VE ORADAN MEDÎNE-İ MÜNEVVERE’YE
Eylül 19, 2012
