Satış muamelesi: Malı mala değişmek; Bir kimse, elindeki bir malını aza çoğa satabilir. Şöyle ki:
Bir malı sermayesine -kaça mal olmuş ise ona- satmak câizdir. Bir satıcı bazen elindeki bir malını hiç kâr gözetmeksizin aldığı fiyata satar. Bu, kendi hakkıdır. Ancak bu hususta riayet edilecek şey, sermaye mikdarını doğru söylemektir. Aksi takdirde satıcı Allah katında mes’ul olur. Alıcı da alış muamelesini dilerse bozdurur, dilerse fazla bedeli geri alabilir.
Bir malı, sermayesinden noksana satmak da câizdir. Bu hususta da sermayeyi doğru söylemek lâzımdır. Fakat burada alıcıya düşen ahlâkî bir vazife vardır. Şöyle ki: Eğer fakir bir kimse, bir zaruret dolayısıyla bir malını böyle noksanına satıyorsa onun zararına meydan vermemeli, o malı mümkün olduğu kadar değeri ile satın almalıdır. Bu, bir sadaka olmuş olur.
Bir malı sermayesini ve lüzumlu masraflarını söyleyerek onlardan bir miktar fazlasıyla satmak kârına satıştır. Bir tüccar, elindeki bir malı az çok bir kâr ile satabilir. Bu, câizdir. Şu kadar var ki alıcının o mala olan ihtiyacından istifadeye kalkışmamalı, insaf dairesinden çıkmamalıdır. Aksi takdirde böyle bir muamele, mekruh olur, uhrevî mes’uliyet sebep olur.
Bir malı sermayesini söylemeksizin az çok bedel mukabilinde satmak da câizdir. Hatta yalan söylemek ve sermayenin miktarında hataya düşmek tehlikesi olmadığı için makbuldür. Şu kadar var ki, satıcı, alıcıyı aldatır, onun piyasayı bilmediğinden istifade ederek o malın başka bir yerde bulunmadığını ve pek kıymetli olduğunu söyleyerek onu “Gabn-i fâhiş” (fâhiş aldatma) ile satarsa bu hareketi helâl olmaz, kendisi Allah katında mesul olur. Alıcı da böyle aldatıştan dolayı o malı geri verebilir.
ALIŞ VERİŞİN ÇEŞİTLERİ VE KAZANÇ MİKTARI
Eylül 18, 2012
