Yavuz Sultan Selim Han, Mercidabık’ta (Ağustos 1516) Memlüklü ordusunu bozguna uğrattıktan sonra Mısır’ı Osmanlı Devletine bağlamak üzere hareket edip 2 Ocak’ta Kurban Bayramı’nın birinci günü Gazze’ye vardı. 9 Ocak’a kadar orada kalındı.
Mısır yolunda Sînâ çölünden başka bir engel kalmamıştı. Yavuz Sultan Selim Han’dan evvel ordusuyla Sînâ Çölü’nü Îran Şâhı Kâmbiz ile Makedonya Kralı İskender geçmişti. Çölde, gündüz sıcaklık 40-50 dereceye kadar çıkar, geceleri ise sıfır derecedir. Çölü geçmek üzere hazırlıklar yapıldı, bütün tedbirler alındı. Ordu 9 Ocak 1517 Cuma günü Gazze’den hareket etti.
Hz. Allâh’ın (c.c.) bir lütfu olarak senelerden beri yağmur yüzü görmeyen bu çöle yağmur yağmaya başlamış, hattâ bazı yerlere kar yağmış, Tih Sahrâsı’nın dayanılmaz sıcaklığı yok olmuş, ordu bahar serinliği içinde yoluna devam ediyordu. Bir ara Yavuz Sultan Selim Han atından indi ve yaya olarak yürümeye başladı. Devlet erkânı ve süvârî birlikleri de atlarından inerek yaya yürümeye başladılar. Nedimi Hasan Can, Sultan Selim Han’a:
“Hayırdır inşâallâh Sultan’ım! Bütün ordu, devletlü Pâdişâhımız acep niçin yaya yürür diye merak eder.” diye sorunca, büyük Sultan:
“İki Cihan Sultan’ı Peygamber Efendimiz (s.a.v.) önümüzde yaya yürürken, biz nasıl at üzerinde olabiliriz?” diye cevap verdi. Bir müddet yürüdükten sonra Sultan tekrar atına bindi. Çöl hiçbir zâyiât vermeden geçilmiş, Nil Nehri’ne yaklaşılmıştı.
Gazze’den ayrıldıktan 13 gün sonra Sâlihiye’ye gelindi. Sâlihiye, Nil Nehri kıyısında meskûn bir yerdi. Çekilen zahmetler unutulmuş, Nil vâdîsinin serinliği vucutlara zindelik vermeye başlamıştı. Yapılan muharebeler neticesinde Yavuz Sultan Selim Han 14 Şubat 1517 günü muhteşem bir merasimle Kahire’ye girip ülkenin hakimi olduğunu ilan etmiş ve Mısır Osmanlı hakimiyetine girmiş oldu.
