Allâhü Teâlâ Tevrat’ı bir defada göndermiştir. Kur’ân-ı Kerîm’i ise ayrı ayrı, âyet âyet, sûre sûre göndermiştir. Kur’ân-ı Kerîm’in bu indirilişi daha güzeldir. Çünkü Allâhü Teâlâ Tevrat’ı bir defada indirdiği zaman İsrailoğulları kabul edip, az bir zaman onun emirleriyle amel ettiler. Bir müddet sonra Tevrat’ta bulunan emirler ve yasaklar zor gelince Kur’ân-ı Kerîm’de bildirildiği gibi “İşittik ve isyan ettik dediler.” (Bakara Sûresi, âyet 93)
Allâhü Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’i ise ceste ceste ve peyderpey gönderdi. Mü’minlere ilk olarak “Lâ ilâhe illallâh Muhammedün resûlullâh” demelerini emretti. Bunu söyleyenlere cenneti vereceğini vadetti. Mü’minler de işitip itaat ettiler.
Sonra güneş doğmadan önce iki rek’at, battıktan sonra iki rek’at namazı emretti.
Sonra beş vakit namazı kılmalarını, hicretten sonra da cemaatle cuma namazı kılmalarını emretti.
Sonra zekatı, âşûra orucunu, her aydan üç gün oruç tutmayı, sonra da Ramazan ayı orucunu tutmalarını emretti. (Ramazan orucu farz kılınınca diğer oruçlar nafile oldu.) Sonra cihad ve haccı emretti.
Emirler ve yasaklar tamam olunca Allâhü Teâlâ veda haccında Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e “…İşte bugün sizin dîninizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’a râzı oldum…” (Mâide Sûresi, âyet 3) mealindeki âyeti kerîmeyi indirdi.
KUR’ÂN-I KERÎM’İN TEDRİCEN İNDİRİLMESİNDEKİ HİKMET
Ağustos 13, 2012
