…Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Hırsızların en kötüsü namazından çalan kimsedir.” buyurmuştur. Ashâb-ı Kirâm “Yâ Resûlallâh! Kişi namazından nasıl çalar?” dediler. Peygamberimiz (s.a.v.) “Rükûsunu ve secdesini tam yapmaz.” buyurdu. Yine Peygamberimiz (s.a.v.) “Allâhü Teâlâ rükûu ile secdesi arasında belini doğrultmayan kimsenin namazına bakmaz.” buyurmuştur.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), rükûunu ve secdesini tam yapmadan namaz kılan bir adam görmüş ve “Bu şekilde ölmüş olsan Muhammed’in dîninin dışında olarak ölmekten korkmuyor musun?” buyurmuştur. Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Sizden birinizin kıldığı namaz, rükû yaptıktan sonra tam kalkıp belinizi doğrultup âzâlarınız yerli yerine oturmadıkça, tamam olmaz.” ve “İki secde arasında oturup, belini doğrultarak sâbitleştirmedikçe kişinin namazı tamam olmaz.” buyurdular.
Resûlullâh (s.a.v.) namaz kılan bir kimseye uğramış ve onun namazın hükümlerini, rükünlerini, kavmesini (rükûdan kalkıp doğrulmasını), celsesini (iki secde arasındaki oturuşunu) tam olarak yapmadığını görmüş ve “Eğer sen bu hal üzere ölmüş olsan, kıyâmet gününde sana Ümmet-i Muhammed’dendir denmez.” buyurmuştur.
Ebû Hureyre (r.a.) “Bir kimse altmış sene namaz kılar, fakat hiçbir namazı kabul olunmaz. Bu, rükû ve secdesini tam olarak yapmayan kişinin namazıdır.” buyurmuştur.
Zeyd b. Vehb (rh.), rükû ve secdesini tam olarak yapmayan bir adam gördü. Namazdan sonra adamı çağırdı ve “Kaç senedir bu şekilde namaz kılıyorsun?” diye sordu. Adam “Kırk senedir…” deyince Zeyd (rh.) “Sen bu kırk senede namaz kılmamışsın. Eğer ölmüş olsan Muhammed’in dîni üzere ölmemiş olursun.” demiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Bir mü’min, namazını güzelce kılar, rükû ve secdesini tam olarak yaparsa, namazı beşâşetli (güler yüzlü) ve nûrânî olur. Melekler o namazı semâya yükseltirler. Namaz, o mü’min için duâ eder ve “Sen beni nasıl muhâfaza ettiysen Allah da seni muhafaza etsin” der. (Mektubat-ı İmam-ı Rabbanî, 2/69)
NAMAZDA TÂDÎL-İ ERKÂNIN EHEMMİYETİ
Temmuz 25, 2012
