Warning: Undefined array key "action" in /home/u1128324/bugununincileri.com/wp-content/themes/feed-me-seymour/functions.php on line 2

SELÂM VERMENİN VE ALMANIN EHEMMİYETİ

Şubat 18, 2012

SELÂM VERMENİN VE ALMANIN EHEMMİYETİ
Müslümanların birbirlerini tanımalarına ve sevmelerine vesîle olduğu için selâm vermenin ve selâm almanın fazîleti büyüktür. İslâm dîni, selâm için tanışmış olmayı şart kılmamış, müslümanlar için, bildiğine ve bilmediğine selâm verilmesini bir vazîfe olarak kabul etmiş ve selâm almanın ise daha vâcib, zarûrî bir vazîfe olduğunu bildirmiştir.
Selâm almak “Ve aleykümü’s-selâm ve rahmetullâhi ve berakâtüh”; âfetlerden uzak ve Allâh’ın rahmetine ve bereketine yakın olunuz, demektir. Bu, selâm almanın en mükemmel şeklidir.
“Ve aleyküm selâm’ demek de kâfîdir. Başındaki ‘ve’ terk edilebilir. Yalnız, fazîleti terk edilmiş olur. Artık bundan aşağı bir şekilde selâm almak câiz olmaz. Ancak Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ashâbına gayr-i müslim tarafından verilen selâmın ‘Ve aleyküm’ diyerek alınmasını bildirmişlerdir.

NE DEDİLER, NE YAPTILAR

Şakîk bin İbrâhîm (rh.) dedi ki:
İnsanlar dört şeyde dediklerinin aksini yaptılar:
1- ‘Biz Allâh’ın kullarıyız.’ dediler fakat hürler gibi hareket ettiler, emrine uymadılar.
2- ‘Allâhü Teâlâ bizim rızkımıza kefildir.’ dediler fakat kalbleri ancak dünya ile tatmin oldu.
3- ‘Âhiret dünyadan hayırlıdır.’ dediler fakat dünya için mal toplamakla meşgul oldular, âhiret için amel hazırlamadılar.
4- ‘Biz elbette öleceğiz.’ dediler fakat hiç ölmeyeceğini zanneden kimseler gibi amel ettiler, dünya için çalıştılar.
ÜLKEYİ İLİM MAMUR EDER
Fatih Sultan Mehmed, Edirne’ye giderken, yolculuk esnasında, Molla Kırımî’ye: “Molla! Kırım vilayeti mamur bir yermiş, Orada pek çok âlim ve kâmil kimseler yetişirmiş. Hatta, bu gün bile altıyüz âlim varmış ki, hep kitap telifi ile uğraşırlarmış, gerçek midir?” demiş.
Molla: “Evet efendimiz, öyleymiş. Bendeniz sonlarına yetiştim. Lakin şimdi ne o mamuriyetten eser, ne o âlimlerden haber var! Kimse kalmadı.” demiş.
Padişah sebebini sorunca Molla Kırımî: “Efendim, bir hain vezir çıkıp alimlere buğz ve düşmanlık etti. Aralarına nifak düşürdü. Gitgide ayrılığa düştüler ve sonunda âlim kalmadı. Bu yüzden memleket de harabeye yüz tuttu. Malum-ı devletinizdir ki, memleketin mamûr olması ilim ve marifet iledir.” demiş.
Padişah Sadrazam Mahmud Paşa’yı huzuruna davet edip Molla’nın söylediklerini anlatarak: “İşte Kırım gibi koca bir memleketin harabına bir vezirin kötü idaresi sebeb olmuş.” diye Mahmud Paşa’yı îkâz etmek isteyince Paşa demiş ki: “Efendimiz, suç vezirin değil, Kırım Hanı’nındır. Öyle doğru yoldan ayrılmış birini vezir yapmış ve idareyi onun ellerine teslim etmiştir.”

Padişah, Mahmud Paşa’ya hak vermiştir.

Comments are closed.

Links

Calendar

  • Temmuz 2024
    P S Ç P C C P
    1234567
    891011121314
    15161718192021
    22232425262728
    293031